Tüm dünyada istatistikler doğurganlığın azaldığını gösteriyor. Öyle ki 1950' lerde dünya genelinde kadın başına düşen çocuk sayısı 5 iken , 2020 yılında bu sayı 2 olarak tespit edilmiş.Peki neden böyle, olası sebepler nelerdir ve önleyici faaliyet anlamında ne yapılabilir?
Sebepler içinde belki de en yaygın olanı günümüzde çiftlerin çocuk sahibi olma planlarını ertelemeri ve yaş arttıkça gebe kalmanın daha zor olması. Günümüzde insanlar kariyer planlamaları veya ekonomik sebeplerle daha geç yaşta evlilik yapıp, gebelik planlarını daha ileri yaşlara bırakma eğiliminde olabiliyorlar. Kadınlarda bu etki daha belirgin olmak üzere, ileri yaşta gebelik oluşması daha zor olduğu gibi, ileri anne/baba yaşı düşük oranlarının ve kromozomal anormalikleri olan bebeklerin doğumunda artışa sebebiyet verebilmektedir. Dolayısıyla koşulları uygun olan çiftlerde gebelik planlarınnı özellikle kadın yaşı 35 'i geçmeden yapılması avantaj sağlayacaktır. Bu yaş grubunda olup da henüz evlilik yapmamış olan kadınlar için ise yumurta dondurularak saklanması ve doğurganlığın korunması seçeneği mevcuttur.
Çevresel faktörler doğurganlığı kısıtlayan bir diğer faktör olarak karşımıza çıkıyor. Erkeklerde yüksek ısılı ortamda bulunmak , kimyasal maruziyeti ( boya endüztrisi vb.) sperm değerlerini olumsuz etkilemekte. Modern hayatın kaçınılmaz bir olumsuzluğu olarak karşımıza çıkan tarım ilaçları, kurşun ve civa gibi ağır metaller, gida koruyucularına maruziyet de hem kadın hem erkekde doğurganlığı olumsuz etkileyebiliyor. Günlük hayatımızda mümkün olduğunca bu etkenlerden uzak durmak korunma sağlayacaktır.
Çiftlerin yaşam tarızı da yine doğurganlık üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir. Örneğin sigara ve alkol kullanımı çok net bir şekilde doğurganlığı olumsuz etkiler. Kilo sorunları da özellikle kadınlarda adet düzeni üzerinde olumsuz etki eder. Fazla kilolu hastalarda adet gecikmleri olabilirken, çok zayıf hastalarda da yine adet göremem gibi sorunlar oluşabilir. Vücut kitle indeksinin 22-25 arasında olması idealdir. Stres yineolumsuz bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek stres düzeyiçiftlerin hem doğal yoldan hem de tedaviye ile gebe kalmalarında zorluk yaratabilir. Bu anlamda çiftlerin dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, sporu hayatlarına dahil etmeleri, sigara ve alkolden kaçınmaları doğurganlık potansiyelini olumlu etkileyecektir.
Çocuk sahibi olmak kişisel bir karardır ve bu kararı verirken her çift kendi hayat koşuları ve dinamikleri doğrultusunda davranacaktır. Ancak yine de çiftlerin gebelik planlarını çok ertelememelerini, sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemelerini ve olumsuz çevresel faktörlerden mümkün olduğunca kaçınmalarını öneririm. Yakın bir gelecekte evlilik ve gebelik planı olmayan kadınlar için ise yumurta dondurarak doğurganlığın korunmasını öneririm.

